İçeriğe geç
Kula Haberler

Gündeme sakin, anlaşılır bir bakış

Gündemin İçinden

Gönüllü çalışmalara başlamak isteyenler için yol haritası

Gönüllülük büyük sözlerle değil, düzenli katılımla yürür. Nereden başlanır, sınır nasıl çizilir, geriye ne kalır?

Oğuzhan Koralp 3 dk okuma

Gönüllülük çoğu zaman büyük sözlerle anlatılır: fedakârlık, hizmet, karşılıksız emek. Bu sözler doğrudur ama işin gündelik yüzünü anlatmaz. Gerçekte gönüllülük, çoğunlukla bir cumartesi sabahı erken kalkmak, bir listeyi elden geçirmek, kutuları taşımak, birinin anlattığını sonuna kadar dinlemektir. Görkemli değildir, süreklidir. Ve tam da bu yüzden, boş zamanını anlamlı bir şeye ayırmak isteyen için en sağlam seçeneklerden biridir.

Gönüllü çalışmalara başlamanın önündeki en büyük engel, çoğunlukla bilgisizlik değil çekingenliktir. İnsanlar yeterince zamanı olmadığını, elinden bir şey gelmeyeceğini, kendisini oraya ait hissetmeyeceğini düşünür. Oysa yürüyen hemen her gönüllü yapının en çok ihtiyaç duyduğu şey uzmanlık değil, düzenli olarak gelen insandır.

Ne yapabileceğinizi doğru tartmak

İlk adım, kendinize dürüst bir envanter çıkarmaktır. Haftada kaç saat gerçekten ayırabilirsiniz? Bu saat sabah mı akşam mı, hafta içi mi sonu mu? Fiziksel iş mi yapmak istersiniz, masa başı mı? Kalabalık ortamlar sizi yorar mı? Bu soruların cevabı, hangi alanın size uyacağını büyük ölçüde belirler. Ayda bir gün verip düzenli gelen biri, iki hafta boyunca her gün gelip sonra kaybolan birinden çok daha değerlidir.

İkinci adım, mevcut becerilerinizi hatırlamaktır. Muhasebe bilen biri bir derneğin defterini tutabilir; iyi fotoğraf çeken biri etkinlik arşivi oluşturabilir; sabırlı bir okuyucu görme engelli birine kitap okuyabilir. Elinizdeki sıradan beceriler, bir yapının içinde çoğu zaman kritik boşlukları doldurur. Hiçbir özel beceriniz olmadığını düşünüyorsanız da sorun yok; taşımak, düzenlemek, karşılamak, kaydetmek her yerde gereklidir.

Nereden başlanır

Gönüllülük denince akla ilk gelen büyük kuruluşlardır ama başlangıç için mahalle ölçeği çoğu zaman daha uygundur. Yakındaki bir okulun kütüphanesi, bir huzurevi, bir hayvan barınağı, bir semt derneği, bir mahalle kooperatifi. Küçük yapılarda emeğinizin karşılığını doğrudan görürsünüz; bu da devam etme isteğini besler. Kapıdan girip ne yapabileceğinizi sormak, çoğu zaman uzun başvuru formlarından daha hızlı sonuç verir.

Başlarken hangi işin size uyacağını bilmediğiniz için birkaç yeri denemek makul bir yaklaşımdır. Bir ay bir yerde çalışıp uymadığını fark etmek başarısızlık değildir. Önemli olan, denemeden vazgeçmemektir. Ayrılırken haber vermek, yerinize birinin geçebilmesi için süre tanımak da gönüllülüğün yazısız kurallarındandır.

İlk günlerde beklentiyi düşük tutmak da işe yarar. Yeni gelen birine hemen sorumluluk verilmez; genellikle bir süre izlersiniz, işleri öğrenirsiniz, kimin ne yaptığını çözersiniz. Bu süre sıkıcı gelebilir ama yapının nasıl işlediğini anlamadan atılan adımlar çoğu zaman düzeltilmesi gereken işler doğurur. Sabırlı bir başlangıç, sonrasında çok daha etkili olmanızı sağlar.

Yardım etmenin sınırlarını bilmek

Gönüllülüğün en çok konuşulmayan yanı, tükenmedir. Karşılaştığınız hikâyeler ağırdır, ihtiyaç bitmez, siz de yorulursunuz. Bu yüzden en baştan sınır çizmek gerekir. Verebileceğinizden fazlasını söz vermemek, her çağrıya koşmamak, kendinize ait zamanı korumak, bencillik değil sürdürülebilirliktir. Uzun yıllar gönüllü kalmış insanların ortak özelliği, coşkuları değil ritimleridir.

Bir diğer önemli nokta, yardım edilen kişinin onurunu gözetmektir. Gönüllülük, birine tepeden bakmak ya da minnet beklemek değildir. En iyi gönüllüler, kendi varlıklarını görünmez kılmayı bilenlerdir. Fotoğraf çekmeden önce izin istemek, kişisel bilgileri paylaşmamak, "kurtarıcı" rolüne soyunmamak bu işin temel nezaketidir.

Geriye ne kalır

Gönüllülüğün insana kazandırdığı şey, çoğunlukla beklenenden farklıdır. İyi bir insan olduğunuz duygusundan çok, dünyanın nasıl işlediğine dair somut bir bilgi kalır elinizde. Bir kurumun bütçesinin nasıl kurulduğunu, bir mahallede kimlerin gerçekten yalnız olduğunu, bir sorunun kaç farklı sebebi olabileceğini öğrenirsiniz. Bu bilgi, gazetede okunan hiçbir şeye benzemez.

Bunun yanında bambaşka insanlarla tanışırsınız. Meslek, yaş ve alışkanlık olarak size hiç benzemeyen kişilerle aynı işi yaparsınız. Kendi çevrenizin dışına çıkmanın belki de en doğal yolu budur. Boş zamanını nasıl değerlendireceğini düşünen biri için gönüllülük, hem bir hobi hem de bir bağ kurma biçimidir. Verdiğinizi sandığınız zamanın, aslında size geri döndüğünü fark etmeniz genellikle uzun sürmez.